10 kasım 2018
Yazmak insanı rahatlatan en güzel eylemlerden biri kafandaki o yarım saçma duygular bir an olsun düzene giriyor. Şu an niye yazıyorum çünkü üzgünüm kaç yıldır neden yazıyorum, kendim kendime bir tedavi yöntemim bu. İyileşmeye bir adım. Bazen sevdiğiniz şeylerden kopmanız gerekir çünkü artık size ayrılan zamanın sonuna gelmişsinizdir. Çünkü bazı şeyler büyülü doğar sevgi gibi o büyü bozulduğunda daha çok sevgiyle büyüyen kişi bunu farkeder , işte yine her zaman ki gibi ben farkettim sanırım. Gitme sırası yine bende ama bu sefer çok sabrettim bence sabrettiğim kadar da acı çektim. Mutlu bir hayat yok gerçekten sen öğrenceksin mutsuz olmamayı öyle bir öğrenceksin ki mutluluk iki artı iki kadar basit bir soru olacak senin için. Şu an tekrar aynı hatayı yapmayacağımdan çok eminim ve bir şeyden daha eminim daha mutlu olacağım. Daha mutlu olma yolundaki adımlarım tüm hızıyla devam ederken bir çok engele takıldım olunmaması gereken yerlerde bulundum bunlara hata demeyeceğim çünkü böyle bir şey yok o gün ordaydınız ve bulundunuz işte, deneyimlediniz, yeni şeyler öğrendiniz. Neden mi çünkü öyle olması gerekti, belki de tam da olması gerekendi.
11 aralık 2020
10 kasım 2018 de yazdığım bu yazıyı okurken 3 senede ne kadar çok şeyin değiştiğini farkettim. 2018den beri bir şehir iki ev değiştirdim, iki ameliyata girdim üç kere aşık olduğumu sandım, bir çok kazık yedim, kazık attım, aldattım, aldatıldım, pişman olacağım şeyler yaptım. Ama hala yaşıyorum, hayat işte.
Eski acılarını küçümser hale geliyorsun yenilerini de beğenmiyorsun. İnsanoğlu gerçekten fazla nankör. Ne de olsa her şeyden bir azdır insan. Ölüme az kala vazgeçmenin eşiğinde gördüğün yeni bir senin yansıması kaçamadığın bir parçandır. 28 haziran 2020 de şu yazıyı yazmışım. İntihar düşüncesi sık sık gelir bana bazen hiçbir sebep yokken, bazen boş sebeplerden kredi kartı borcumla doğal gaz faturan üst üste gelmesi gibi boş sebepler, bazen de duygu patlamaları işte.
Bu yazı o duygu patlamalarından, Bu kadar iğrenç insanların olduğu hiçbir yerde yaşamak istemiyorum her şey o kadar yapmacık ve yarım geliyor ki verilen sözler anlatılan hikayeler, saygı, sevgi bile değerini yitiriyor yerini acımasızlığa bırakıyor şu an ağlıyorsam tek suçlusu sizin iğrenç kalbiniz gerçekten bu kadar iğrenç insanların olduğu yerde yaşamak istiyor muyum? Bu bir intihar mektubu mu? hayır sadece haykırışım, yani benim haykırış şeklim. sitem ediyorum beni dinlemeyen bir avuç insana...
Kendini sınarken kendi sınırlarını görünce dehşete düşmüş bir insan gibi gözlerine bakıyorsun sanki aynada bunların hepsi doğal fakat kültür ve diğer toplum bilinci iğrenç görünen noktaları daha da derinleştirip seni asıyor o kısıma dünya çok yorucu gerçekten
YanıtlaSil